Mülakatlarda Kim Kazanır: Kendini Pazarlayan mı, Kendini Tanıyan mı?
Tuğçe Koçak
Mülakat odasında sıkça karşılaştığımız iki aday profili vardır.
Biri kendini çok iyi pazarlayan; güçlü cümleler kuran, her soruya hazır cevapları olan, özgüveni yüksek görünen adaydır.
Diğeri ise kendini tanıyan; güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olan, neyi yapabildiğini ve neyi geliştirmesi gerektiğini net şekilde ifade eden adaydır.
Peki, gerçekten kim kazanır?
Kendini Pazarlayan Aday
Kendini pazarlayan adaylar genellikle ilk izlenimde avantajlıdır. Akıcı konuşurlar, CV’deki her maddeyi parlatmayı bilirler ve “ideal aday” profiline yakın görünürler.
Ancak mülakat derinleştikçe bazı sinyaller ortaya çıkar:
-
Cevaplar genellikle ezberdir
-
Somut örnekler sınırlıdır
-
Zorlandığı alanlardan kaçınma eğilimi vardır
İK uzmanları için bu durum bir noktadan sonra soru işareti yaratır. Çünkü işe alım sadece iyi anlatan değil, gerçekten yapabilen kişiyi seçme sürecidir.
Kendini Tanıyan Aday
Kendini tanıyan adaylar mülakata “kusursuz” görünmek için gelmez.
Şunları net şekilde ifade edebilirler:
-
Güçlü oldukları alanlar
-
Geliştirmeleri gereken yönler
-
Hangi ortamlarda verimli çalıştıkları
-
Hangi beklentilerin kendileri için uygun olmadığı
Bu adaylar genellikle daha sakin konuşur ama söyledikleri daha tutarlıdır. Verdikleri örnekler gerçektir ve sorulara verdikleri cevaplar pozisyona daha doğrudan temas eder.
İK Açısından Belirleyici Olan Ne?
Bir İK uzmanı için asıl kritik soru şudur:
“Bu kişi bu rolde, bu ekipte ve bu kültürde sürdürülebilir şekilde çalışabilir mi?”
Bu sorunun cevabı, kendini pazarlamaktan çok kendini tanımayla ilgilidir. Çünkü farkındalığı olan bir çalışan:
-
Geri bildirime daha açıktır
-
Öğrenmeye daha isteklidir
-
Hata yaptığında savunmaya geçmek yerine sorumluluk alır
Sonuç: Kim Kazanır?
Kısa vadede kendini pazarlayan aday dikkat çekebilir.
Ama uzun vadede, işe alım kararını belirleyen kişi kendini tanıyan adaydır.
İyi bir mülakat; kusursuz cevapların değil, gerçek farkındalığın ortaya çıktığı yerdir.
Ve İK uzmanları, zamanla şunu çok net öğrenir:
En iyi aday, her şeyi bilen değil; ne bildiğini ve neyi bilmediğini bilen adaydır.